a position - Türkçe İngilizce Sözlük

a position

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"a position" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 30 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
position of a notary public i. noterlik
a man in my position i. benim durumumda olan bir adam
abuse of a dominant position i. hakim durumun suistimali
assign to a lower position f. daha alt göreve atamak
be in a position to f. durumda olmak
take a position f. bir taraf seçmek (bir tartışmada vb)
put (someone) in a dangerous position f. ateşe atmak
put in a difficult position f. zor duruma sokmak
take up a position f. bir göreve gelmek
take up a position f. bir göreve başlamak
sit in a cross-legged position f. bağdaş kurarak oturmak
in a false position zf. sahte bir vaziyette
İfadeler
be caught in a compromising position expr. uygunsuz pozisyonda yakalanmak
be caught in a compromising position expr. uygunsuz durumda yakalanmak
Konuşma Dili
be in a position to do something about f. bir konuda bir şeyler yapabilecek durumda olmak
Deyim
take up a position f. görüşünü açıklamak
take up a position f. tavrını ortaya koymak
take up a position f. tavır koymak
take up a position f. tavrını belli etmek
come in (a certain position) f. (birinci/ikinci vb) olarak bitirmek
be caught in a compromising position f. uygunsuz durumda (seks yaparken) yakalanmak
Konuşma
I'm in a very vulnerable position expr. oldukça savunmasız bir durumdayım
Hukuk
fortify a position f. tahkimat yapmak
Siyasal
hold a mediatory position f. arabulucu rol üstlenmek
Teknik
eye position point of a seated operator i. oturmuş bir operatörün göz noktası
doors in a closed position i. kapalı konumdaki kapılar
Havacılık
assume a brace or crash position f. (uçakta) çarpmaya/düşmeye hazırlanmak
Askeri
occupation of a position i. mevziin işgali
occupation of a position i. mevkiin işgali
take up a position f. mevzi almak